Gündem
- » 18 Mayıs 2012: Rotterdam 19 Mayıs Kutlaması
- » 19 Mayıs 2012: Leerdam Halk Derneği 19 Mayıs Kutlaması
- » 6 Mayıs 2012: Ahmet Şık'ın katılacağı 'Türkiye'de Gazeteci Olmak' konulu konuşma
- » 6 Nisan 2012: Rotterdam'da Erdal Sarızeybek Konuşması: Anayasa, Demokrasi ve Terör
- » 6 Nisan 2012: Hollanda-Türkiye 400 Yıl Bilinmeyenler Sergisi
SİTENİN konuğu
Henüz sitenin konuğu eklenmedi.BİLGİLİK
- » Kitap Tanıtımı: SOYKIRIMLAR TARİHİ (Batının İnsanlık Suçları)
- » Emperyalist Yalanların Arkasındaki Dersim Ayaklanması Gerçeği
- » HADD Tartışma, Iletişim Listesi
24 nisan 1915'te tam olarak ne oldu?
Büyük Yalan'a karşı Hollandaca site: www.deArmeenseKwestie.nl
BİLDİRGEÇ
İsminizi ve e-posta adresinizi bildirin ve biz sizi gelişmelerden haberdar edelim.
ULUSUMUZUN BİRLİĞİ, ÜLKEMİZİN TÜMLÜĞÜ VE DEVLETİMİZİN TEKLİĞİ İÇİN EN BÜYÜK TEHLİKE BAŞBAKANDIR
Başbakan sıfatını taşıyan R. T. Erdoğan, kendisini dinleyen „bindirilmiş kıtalara“ soruyor: „CHP’nin yeni genel başkanı nereli?“ kendisi yanıtlıyor „Dersimli“. İkinci soruyu ekliyor: „Dersim’in köylerini, vergi vermediler diye, kim bombaladı?“ yine kendisi yanıt veriyor: „CHP bombaladı“ ve ekliyor: „o zamanki Cumhurbaşkanı’nın emriyle bombaladı. Kimdi Cumhurbaşkanı? İnönü’ydü“ diyor. Kaynak: 14.8.2010, Saat 18.45 Kanal-D.
Bu ifadeler bugünkü Türkiye’nin Başbakanına ait. Hem yanlış hem de aslında Mustafa Kemal Atatürk’ü suçlamak için kullanılan ifadelerdir. Çünkü „Dersim isyanı“ 1937’de başlatılmıştır. O tarihte ATATÜRK Cumhurbaşkanı, İnönü Başbakn, ancak 25 Ekim’den itibaren de Celâl Bayar Başbakandır. (Bak: Türk Devrim Tarihi, Prof. Dr. Şerafettin Turan).
Başbakan’ın bu ifadeleri, eski adı Dersim olan Tunceli halkını isyana teşviktir.
Somut örneği vardır: „Kürt açılımı“ ile Doğu’da ve Güneydoğu’da ayaklanma provaları nasıl teşvik edildiyse, Tunceli’de de böyle bir prova için, resmî ağızdan çıkan sorumsuz ve ölçüsüz sözler, isyana teşvik sözleridir.
Bu ve benzeri birçok söylemleri ve eylemleri nedeniyle, Başbakan’ın kendisi Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceği için; iç barış için; kardeşlik için, üniter devlet için çok büyük bir tehlikedir. Bu sorumsuzca ve gaflet dolu sözler, ülkesini seven insanın kanını donduran sözlerdir.
Başbakan’ın bu ifadeleri, eski adı Dersim olan Tunceli halkını isyana teşviktir.
Somut örneği vardır: „Kürt açılımı“ ile Doğu’da ve Güneydoğu’da ayaklanma provaları nasıl teşvik edildiyse, Tunceli’de de böyle bir prova için, resmî ağızdan çıkan sorumsuz ve ölçüsüz sözler, isyana teşvik sözleridir.
Bu ve benzeri birçok söylemleri ve eylemleri nedeniyle, Başbakan’ın kendisi Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceği için; iç barış için; kardeşlik için, üniter devlet için çok büyük bir tehlikedir. Bu sorumsuzca ve gaflet dolu sözler, ülkesini seven insanın kanını donduran sözlerdir.
Bir Başbakan, bir siyasetçiden çok devlet adamı niteliğine sahip olmalıdır.
Gerçek bir devlet adamı ise, nerede, neyin, nasıl söyleneceğini bilendir;
yarınki seçimleri değil, devletin yarınını düşünendir…
Kısacası, yukarda aktardığımız ifadelerin sahibi olan bir kimse, üniter Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanlığına yakışmıyor. Dolayısıyla, Türkiye’yi seven Türk Milleti, 12 Eylül 2010’da yapılacak olan halk oylamasında HAYIR oyu vererek, Başbakan’a ve partisine verdiği vekâleti geri almanın zeminini hazırlayacaktır…
Düşünmek için bir hatırlatma: Sözde „Ermeni Soykırımı“ („1915 olayları“) nasıl bazı devletler tarafından 80 - 90 yıl sonra, Türkiye’yi sanık sandalyasına oturtmak üzere, kasıtlı olarak dile getiriliyorsa; 1937 Dersim olayının da Başbakan tarafından 73 yıl sonra dile getirilmesi bir benzerlik ifade ediyor mu..?
Bir de CHP’ye hatırlatma: CHP yetkili organları Başbakan hakkında gensoru önergesi verme ya da mahkemeye verme gibi bir hazırlık yapıyorlar mı aceba..?
yarınki seçimleri değil, devletin yarınını düşünendir…
Kısacası, yukarda aktardığımız ifadelerin sahibi olan bir kimse, üniter Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanlığına yakışmıyor. Dolayısıyla, Türkiye’yi seven Türk Milleti, 12 Eylül 2010’da yapılacak olan halk oylamasında HAYIR oyu vererek, Başbakan’a ve partisine verdiği vekâleti geri almanın zeminini hazırlayacaktır…
Düşünmek için bir hatırlatma: Sözde „Ermeni Soykırımı“ („1915 olayları“) nasıl bazı devletler tarafından 80 - 90 yıl sonra, Türkiye’yi sanık sandalyasına oturtmak üzere, kasıtlı olarak dile getiriliyorsa; 1937 Dersim olayının da Başbakan tarafından 73 yıl sonra dile getirilmesi bir benzerlik ifade ediyor mu..?
Bir de CHP’ye hatırlatma: CHP yetkili organları Başbakan hakkında gensoru önergesi verme ya da mahkemeye verme gibi bir hazırlık yapıyorlar mı aceba..?
Dursun ATILGAN
Avrupa Atatürkçü Düşünce Dernekleri Federasyonu
Genel Başkanı
Yorumlar
A.Cevikcan
24-10-2011 om 20:04
24-10-2011 om 20:04
bilgilendirdiginiz icin tesekkurler.Hollanda daki Adres veya e-posta adresinizi verbilirseniz sizlere balyoz tutuklularinin gonderdigi bir yaziyi iletmek isterim. saygilarimla.Ataturkcu ve laikci A.Cevikcan/ Hollanda
boiltesse
26-05-2011 om 18:23
26-05-2011 om 18:23
ilginc blog icin tesekkur
Yorum ekle
Arama
Yazar
Quisling (Kisling) Hükümeti
Yılmaz Çalışkan HADD Genel Başkanı Bay (Vidkun)…
Akıllı Tasarım - Evrimsel Tasarım
“En büyük tehlike akılsızlığı,…
